ALİ ÜNAL: 12, 13, 14, 16 YIL İÇİNDE !

ALİ

Kur’ân’da belki en ürpertici âyetlerden biri şudur: “De ki: ‘Yaptıklarıyla en çok kayba uğrayanlar kimlerdir size bildirelim mi? Onlar, dünya hayatındaki bütün çalışmaları (da) boşa giden, fakat buna rağmen güzel işler yaptıklarını zannedenlerdir.” (18: 103‒4)

Bunlar, dünya hayatını gaye edindikleri, fakat Âhiret’in yanısıra dünyada da kaybettikleri için en fazla kaybedenlerdir; buna rağmen, yaptıklarını güzel zanneden, ilim değil, zan üzerinde hareket edenlerdir. Özellikle günümüzde Müslümanlar olarak İslâm konusunda en büyük problemimiz cehalet; cahil var bilmiyor; cahil var bilmiyor, fakat bilmediğini de bilmiyor; cahil var, bilmiyor, biliyorum zannediyor; ve cahil var, biliyor veya bilmiyor, ama bildiğini zannettiğini yanlışa alet ediyor. Son zamanlarda bazıları, Hz. Bediüzzaman’ın önemli bir istihracını tam tersi yönde Hizmet aleyhinde kullanmakla, Kur’ân’ı “onun kelimelerini asıl mevzî ve mevkîlerinden çıkararak” tahrif tarzında Risale-i Nur’da tahrifte bulunuyorlar.

Hz. Üstad, Kevser Sûresi’nin son âyetine dayanarak, tamamen kendi zamanına ve Âhir Zaman’ın o zamandaki bazı “dehşetli” şahıslarına ait olmak üzere bir istihraçta bulunuyor. Ve bizzat kendisinin de Kastamonu ve Emirdağ Lâhikaları’nda açıkladığı üzere, bu tür istihraçlarda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır: (1) Yine bizzat Hz. Üstad’ın zikrettiği üzere, Hav’eb köpeklerinin Hz.Âişe’ye havlaması meselesinde olduğu gibi, Cenab-ı Allah peygamberi de olsa gayb hadiselerini genellikle perdeli bildirir ve çoğu, yorum ister. (2) Bizzat Hz. Üstad, “Ben geniş, siyaset dairesinde bir nur bekliyordum. Ama hadiseler beni 25 yıl bilfiil tekzip etti; bu nur, iman dairesinde tecelli etti.” derken; yine 12, 13, 14, 16 yıllar istihracıyla ilgili olarak da, “Ben büyük dairede, hattâ dünya çapında da cereyan edecek hadiseleri bir memlekete ve bazı şahıslara tatbik etmiştim. Gerçi tatbikim bu şahıslar hakkında da gerçekleşmiş olmakla birlikte, şahıs isimlerinin böyle ilmî meselelere girmemesi lâzımdır.” derken de, Kur’ân’dan da olsa gaybî istihraçlardaki kapalılığa dikkat çekmektedir. (3) Kur’ân, bu tür istihraçlardan çok daha açık gerçekler olarak, bizi Cenab-ı Allah’ın kâinattaki, insandaki ve tarihteki âyetlerini okumaya çağırır; bunlar objektiftir ve yanıltmaz. Oysa istihraçlar, çok defa yorum istediği için yanıltabilir. Böyleyken insanlar, günümüzde Kur’ân’ı incelemek yerine, merakla böylesi istihraçlara ve benzeri haberlere ilgi duyuyorlar.

Risalelerde gerçekler çok açıktır. Meselâ Hz. Üstad, Risale-i Nur hizmeti için üç dönemden söz ederken, “Üç dönemdeki vazife bir cemaatte çelişkisiz toplanmaz” diyerek, her üç dönemin ayrı cemaat ve elbette rehber istediğini açıkça ortaya koymaktadır. İkinci olarak, 12, 13, 14 ve 16 yılla ilgili istihraçları şahıslar temelinde öncelikle kendi dönemine ve o dönemde İslâm ile mücadele eden bazı dehşetli siyasî şahıslara hastır ve istihracının bu şahıslar hakkında gerçekleştiğini de açıkça ifade etmektedir. Bu yılların başlangıcı ile ilgili verdiği tarihler de nettir. Bu tarih, bu istihracın kendisinde yer aldığı Risale’nin yazılma veya Risale-i Nur hizmetinin başlama tarihi de olmayıp, o şahısların sahneye çıkma tarihidir. Diğer yandan, bir risalesinde İslâm aleyhinde hicrî 100, milâdî 97 senelik fasılalarla 1711, 1808, 1905 tarihlerinde ve yine hicrî 100 yıl sonra ortaya çıkacak siyasî akımlara dikkat çekmektedir ki, 12, 13, 14, 16 seneleri bu son akım için de tatbik edilecek olursa, her bir yılın hangi şahsa baktığı, bakmasını bilen için çok rahat görülebilir.

Ve bunu Hocaefendi ve Hizmet’le ilişkilendirenler, ya Risale’yi anlamıyor veya anlamak istemiyor, ya da bile bile çarpıtıyorlar.

Ali Unal

Ve anlamayanlara bir ornek;

Screen Shot 2016-07-16 at 7.24.21 AM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir