Yaşayan Efsanesi Tarihçi Semavi Eyice

semavieyice3ozkomec42ba2827b968adbc

Istanbul’u yazmaktan ve hakkında konuşmaktan bıkmayan Semavi Eyice, Türkiye tarihçiliğinin önemli ve verimli bir ismidir. Yazdıkları her zaman için geçerli, aydınlatıcı kaynaklar olacaktır

İstanbul’u gerçek yönüyle bilerek inceleyen bilginlerin sayısı kim ne derse desin bugün dahi ancak iki elin parmaklarıyla sayılabilir. Mesela ünlü Bizans uzmanı Brehier, Bizans İstanbul’unun nüfusunu 1.5 milyon olarak verebilmektedir. Buradaki hesaplama hatası bir imaj bozukluğu kadar şehri bilmemeye de dayanır. Bilhassa 1960’tan evvel, Avrupa ve Amerika’daki birçok Bizans uzmanının İstanbul’a gelmeye çekindikleri, gelenin de bu seyahatinin bir veya ikiyi geçmediği ve kısa
tutulduğu açıktır.
Şehir güzeldir ama onun Bizans ve İstanbul katmanını tespit fevkalade güçtür. Mayer gibi, Wiener-Müller gibi bir ölçekte Albert Gabriel ve Ernest Mamboury hatta Hillary Sumner Boyd gibilerinin yazdıklarında da eksikler görülebilir. Büyük şehir karışıktı.
Tarihi katmanlarını tespit alelade bir sanat tarihi bilgisi ve mimari gözlem ustalığıyla sağlanacak gibi değildi.
Büyük şehrin tarihi uzun bir tetkiki hatta ömrü gerektiriyordu. Belki çocukluktan gelen bir İstanbul resmi, uzman için her tetkikten daha önemliydi.

Her yere burnunu soktu!
Semavi Eyice Hoca 22 Aralık 1922’de doğdu. Kadıköylüydü. Eyiceoğulları Amasralıdır.Kadıköy’de doğan Semavi Eyice ilkokuldan beri Saint Louis gibi Fransız okullarında okudu fakat Galatasaray Lisesi mezunudur. Bu uzun tahsilli liseden 1943’te mezun oldu.
İkinci Harp’in en koyu yıllarıydı. Daha lisedeki bu öğrenci, Almancanın sanat tarihi için çok önemli olduğunu anlamıştır. Bu keskin bir yaklaşımdı; gerçekten de o tarihlerde sanat tarihinin en seçkin uzmanları sadece Berlin ve Almanya değil ama ön planda Viyana çevresiydi. Ünlü Türkolog Andreas Tietze’nin babası Hans Tietze, Belvedere Müzesi’nin kurucusuydu ve hepimizin bildiği Ernst Gombrich de Hans Tietze’nin Viyana’daki öğrencisi ve asistanıydı.

Kitap bilgisi sonsuzdur
Bu Galatasaraylı genç, bu dünyadaki tarihçi çevreyi nereden bilecek diye sorabilirsiniz. Çok erken yaşlarda İstanbul’u gezmeye, her yere amiyane tabirle burnunu sokmaya başlamıştır. O tarihlerde kimse İstanbul’un fotoğrafını çekmezdi, hiçbir Türk de İstanbul rehberi yazmazdı. Semavi Eyice, Mamboury’nin rehberinden daha fazlasını merak etti, gördü ve tespit etti. Elinde defterle bugünkü İstanbul entelektüellerinin çoğunun yapmadığı bir işi yapan 13 yaşındaki Semavi Eyice, Cerrahpaşa’da o zamanlar “Avratpazarı” denen bölgede Konstantin surları civarındaki ünlü Arkadius sütununu aramaya başladı. Sütun tabii yıkılmıştı. Tarihin bıraktığı kaideyi ise ahşap bir evin bahçesinde soruşturarak buldu.
Bu onun belki Bizans sanatına (daha doğrusu Geç Roma devrine) önemli bir katkısıydı. Bizans sanatını öğrenmek istiyordu. Gerçek âlimlere has bir hırs içine düştü, bu dalı Fransızca eserlerden tanıdığı Avrupalılar değil, Türkler ele geçirmeliydi.
Almanya’ya sanat tarihi okumak için müracaat eder, o zamanın Türkiye’sinde bu izin uzun bir bürokratik süreçle verilir. Genç lise mezunu trenle Berlin’e ulaştığında kendini bombardıman edilen bir dünyanın içinde bulur. Almanca öğrendikten sonra daha eli yüzü düzgün bir Alman üniversitesine müracaat eder, o zamanki Avusturya, mamafih harbin en kötü zamanında geri dönmek zorunda kalacaktır. Türkiye Mihver ülkeleriyle önce ilişkileri keser, sonra da savaş ilan eder ve geri dönen Semavi Bey, tahsilini İstanbul Üniversitesi’nde Profesör Dietz’in yanında tamamlar.
Alışılmış bir talebenin ve asistanın görünümüne sahip olmadığı anlaşılıyor. Türk bilginlerinin o tarihteki sorunu olan Avrupa dillerinin üçünü de okuyabilmekte hatta konuşup yazmaktadır. Kitap bilgisi sonsuzdur ve çok kitap devirmiştir ama bu yetmez. Gezme merakı galiptir; ne İstanbul ne Anadolu ondan uzak kalır.

Dünya çapında bir uzman
Üç yakasını tamamladığı İstanbul’dan sonra sıra Anadolu’dadır. Arif Müfit Bey’in Side’deki kazılarına bile katılır ve 1955’te Side’nin Bizans Dönemi’ne ait yapılarını doktora tezi olarak takdim eder. Son devir Bizans mimarisiyle ilgili eseri onun doçentlik çalışması olmuştur. “İstanbul’un Bizans ve Türk Yapıtları” adlı ünlü rehberi onun dünya çapında bir uzman olarak tanınmasını temin eder. Karaman civarındaki Binbir Kilise, Silifke ve Trakya’daki tetkiklerinin ne kadar zahmetli olduğunu Semavi Bey’e değil onun asistanlarına sormak gerekir.
Bizans tetkiklerine lâyıkıyla giremeyen memleketimizde onun İstanbul Üniversitesi’nde kurduğu Bizans sanatı kürsüsü halen aşılamayan bir kurumlaşmadır.

Sayısını burada zikretmemiz mümkün olmayan eserleri için Mahmut Şakiroğlu’nun bibliyografya denemesine ve Sema Doğan ile Yasemin Akçaoğlu’nun bibliyografyasına başvurmak gerekir.

0000000614036-1
Semavi Hoca İstanbul’u yazmaktan ve konuşmaktan bıkmaz. 91 yaşında hâlâ pırıl pırıl hafızası İstanbul’un her köşesinde yanlış bilinenleri ve onun tarafından tespit edilen yenileri berraklıkla tekrarlar. Son günlerde Selim Erdem tarafından düzenlenen nehir söyleşisi (anılarını) “Semavi Eyice Kitabı-İstanbul’un Yaşayan Efsanesi” Timaş Yayınevi’nden basıldı. Yazdığı makale ve kitapların sayısı yüzlerle değil ancak binlerle ifade edilebilir. Semavi Eyice Türkiye tarihçiliğinin önemli ve verimli ismidir. Yazdıkları her zaman için geçerli, aydınlatıcı kaynaklar olacaktır.

Ilber Ortayli

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir