İnsanlar grup içinde daha aptalca davranır

160114154944_groups_of_people_624x351_istock_nocredit

Gruba riayet, insanı önyargıya ve yanlış karara iter mi?

UCL Üniversitesi’nden psikolog Daniel Richardson Londra’nın merkezinde bir pub’ın alt katında deney yapıyor. İnsanların karar alırken etraftakilerin etkisinde kalıp kalmadığını, başkalarının tercihlerini görünce kendi tercihlerimizin değişip değişmediğini anlama amaçlı bir deney bu. Bunun için laboratuvardan ziyade insanların doğal ilişki kurduğu bir ortam gerekiyordu.

Richardson’un kalabalık deneyi için Soho’da bir sanat kulübünde 50 kişi toplandık. Her birimiz elimizdeki dokunmatik ekrandan özel ayarlı bir siteye giriş yaptık. Bu ekranda bir noktayı dokunarak hareket ettirebiliyor, o noktaya denk düşen noktayı ise odadaki büyük ekrandan da izleyebiliyorduk. İşte bizim kolektif düşüncemiz orada gözler önüne seriliyor. Herkes kendi noktasını hareket ettirdiğinde büyük ekranda telaşlı arılara benziyoruz.

160114154454_birds

Richardson ilk deneme sorusunu soruyor bu kez. “Herhangi bir testte hileye başvurduğunuz oldu mu?” ‘Hayır’ diyenler noktasını sola, ‘evet’ diyenler ise sağa kaydırıyor. Önce herkes tek tek yanıtlıyor ve bu noktalar büyük ekranda görünmüyor. Daha sonra grup halinde yanıtlanıyor. Richardson ise bunların sonuçlarını karşılaştıracak. Kendi başımıza iken daha mı dürüst davranıyoruz? Başkalarının tutumuna göre kendi tutumumuzu değiştiriyor muyuz?

Deneyin asıl kısmında ise bize belli konulardaki fikirlerimiz soruluyor. “İngiltere AB’den çıkmalı mı?” Neredeyse bütün noktalar sola ‘hayır’a kayıyor. “Londra’da demiryolu grevleri yasaklanmalı.” Bu defa noktalar daha telaşlı dolaşıyor ortalıkta. Herkes sayı çokluğunda güvenceye almak istiyor kendisini. “Arkadaşına yemek alan kişi ondan daha büyük bir pay almaya hak kazanır.” Herkesten bir protesto sesi yükselerek noktalar yine sola yöneliyor. Ama noktalar saklı olduğunda acaba kaç kişi farklı cevap verecektir?

Ne yazık ki bu sorunun yanıtını o gece alamadık. Richardson bunu doktora tezinde açıklayacak. Fakat riayetin ve uyum sağlamanın olumsuz etkisini ortaya koyacağına inanıyor. İnsanların toplu halde karar alırken tek başına aldıklarından daha önyargılı ve daha az zeki davranma eğilimi gösterdiği biliniyor.

160114154455_crowds

“İnsanlar karşılıklı etkileşimde bulunduğunda hemfikir olmaya ve daha kötü karar almaya başlıyor. İstişare sırasında bilgi değil önyargılarını paylaşıyorlar. Bunun nedenini ve daha iyi kolektif karar almanın yollarını bulmaya çalışıyoruz” diye açıklıyor Richardson.

Richardson’un riayet araştırması deneysel psikolojide 60 yıl öncesine kadar giden bir geleneğe dayanıyor. 1950’lerde Harvard Üniversitesi psikoloğu Solomon Asch, insanların genellikle yanlış olsa da çoğunluğun görüşüne ayak uydurduğunu, kendi düşüncelerini çiğneme pahasına bile bunu yapabildiklerini iddia etmişti.

Aynı dönemlerde Kaliforniya Üniversitesi’nden Read Tuddenham da öğrencilerinin basit sorulara bile saçma yanıtlar verdiğini söylüyordu. Diğerlerinin de o yönde yanıt verdiğini düşündüklerinde, örneğin erkek çocukların ömrünün 25 yaş olacağını ifade edebiliyorlardı.

160114155613_flock_of_sheep_624x351_thinkstock_nocredit
Gruba riayet, “kalabalıkların bilgeliği” etkisi ile tam bir tezat oluşturuyor. İkinci durumda, çok sayıda insanın fikrini almak, tek tek bireylerin fikirlerine başvurmaktan daha doğru bir sonuca ulaşmayı sağlar. Bu ise kalabalığı oluşturan üyelerin birbirinden bağımsız yargılarda bulunması ve bu kalabalığın farklı çeşitleri içermesi halinde olur. Üyelerin benzer kimliklere sahip olduğu uyumlu gruplarda ise birlik halinde hareket güdüsü öne geçer.

Richardson bize bir katil balinanın resmini gösterip ağırlığını sorduğunda, ekranda noktaların hareketini izlemek yerine tek tek verdiğimiz cevapların ortalamasını alsa daha doğru bir sonuca ulaşacaktır.

Bu deneylerin sonuçları, yanı başımızda başkalarının varlığının algımızı nasıl etkilediği sorununu derinlemesine incelemek için kullanılacak. Richardson sosyal medya konusunda da şunları söylüyor.

“İnterneti bilginin kaynağı olarak görüyoruz; oysa aslında önyargı oluşturuyor. Twitter ve Facebook bilgi paylaşma açısından çok iyi araçlar; ama belki de kendi önyargılarımızı paylaştığımız için bizi aptala dönüştürüyorlar.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir