Bir Sinema Hayali üzerine Açık Mektup

Best-shot-stanley-kubrick-006Üstad Hazretleri, Sözler kitabının sonundaki Lemeât bölümünde şöyle diyor:

” Dimağda merâtip var, birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif.

  • Evvel tahayyül olur,
  • sonra tasavvur gelir.
  • Sonra gelir taakkul,
  • sonra tasdik ediyor,
  • sonra iz’an oluyor,
  • sonra gelir iltizam,
  • sonra itikad gelir.

İtikadın başkadır, iltizamın başkadır. Herbirinden çıkar bir hâlet. Salâbet itikaddan,

Taassup iltizamdan, imtisal iz’andan, tasdikten iltizam, taakkulde bîtaraf, bîbehre tasavvurda,

Tahayyülde safsata hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir.

Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek, her demde,

Sâfi olan zihinleri cerhtir, hem idlâli.

nin bir kısmı bilim kurgu ya bakıyor.

Yani bir hakikat önce hayale gelir sonra gerçekleşmeye başlar diyor.

Eğer görsel efekt,Avatar ve geleceğe dair öngörülerin görüntüsünü şu anda oluşturabilme ihtimali varsa, bu bir esmanın yansıması olmalı ve gerçekten bir işe yaramalı.

Eğer hayal gucu bir sonraki hedefe ulaşmak için bir binekse bu hayırlı şeyler için kullanılabilir.Yani bir yenilik önce sinema diliyle dünyaya benimsetilip sonra yapılabilir.

Sinema da gişenin de başarının da bu saatten sonra tek bir sırrı var, yepyeni birşeyler gösterebilmek, orjinal bir deneyim yaşatabilmek.Benimde yapmak istediğim bu.Ama bunu epik ve lirik bir anlatımla yapmak.Zira trajedi ve drama batıya has anlatım dili.Yeşilçam da dahi seven aşıkların filmin sonunda ölmesi bizi mutsuz etmez, zira öldükten sonra kavuşabilecekleri ihtimali vardır.Trajedi de böyle bir anlatım mümkün değil.

Metafor batının akademik olarak güzel bir keşfi ama orjinali mesel olarak bizdedir.

Televizyon, Sinema, Tiyatro, Edebiyat ve Spordan O’na Ulaştıran Uçlar

Karasevdalıların Destanı “SELAM” Filmi ve Hocaefendi’nin Yorumu

Laf Eğlencesi, Müzik Dinlemek ve Dudağa Sıçrayan Ney

burada da O, mecazla birşeyler anlatabilmeyi ve direk kör göze parmak şeklinde vaaz etmemeyi anlatıyor.Beyin geştalt prensibi ile çalıştığı için eksik parçayı tamamlamak ister.

Ben bile aceba Stanley Kubrick 2001 A Space Oddsey filmi ile ne anlattı diye 2 bin sayfalık romanı okumayı istedim. Zira mecaz filmde tam açıklanmadığı için her bakan kendine göre bir anlam çıkartıyor.Ve beyin gerisini getirmek işityor.Bu sadece beynin çalışma prensiplerinden birinin hikaye anlatımına uygulanması.Bunun gibi bir sürü kanun var.

Sinema tüketilmesi kolay birşey olduğu için bu kadar çok konuşuluyor.Yani aslında kitap okuma daha ciddidir.Ama bu sinemanın insanların ilk defa karşılaşacakları bir yapı için kolay giriş kapısı olabilir.Ve aynı zamanda sinemanın kompleks yapısı içinde çok yoğun şeyler anlatmak mümkün.

The Dark Knight, The Prestige, İnception filmerinin yönetmeni Christopher Nolan Man of Steel filminde yapımcılık ve yönetici-senaristlik yaptı.Şimdi ise İnterstellar diye bir filmin hazırlıklarını yapıyor, Son baharda gösterimde olacak. Kip Thorne adlı bilim adamının zamanda yolculuk ve paralel evrenler üzerine fikirlerinden yola çıkılarak yapılacakmış film.Ve şimdi sinemayla ilgili herkes bu bilim adamını ve yazdığı kitapları konuşuyor.

Zaten Nolan, İnception filmini, The Matrix filmi ile karmaşık,derin bir felsefeyi sinema ile kitlelere mal etmenin mümkün olabileceğini gördükten sonra çekmeye karar vermiş.

Hollywood mitolojik kalıpları kullanıyor hikayeleri tasarlarken.Çünkü evrensel bir hikaye yapsı keşfedilmiş.Bunun arkasındaki büyük isim ise Joseph Campbell ve onun başta The Hero with a Thousand Face adlı çalışması olmak üzere mitolojiyi incelediği kitaplar.İşte bizim elimizdeki fırsatta burada ortaya çıkıyor.Bizim coğrafyamız herşeyde atlandı bilerek. Taa gidip Tibet i keşfeden batı, bizim oraları göremedi, görmedi.Bu dezavantaj olduğu gibi, çok büyük bir avantaj.Çünkü bizim hikayelerimiz,destanlarımız, masallarımız hiç bu gözle incelenmemiş.Ve hala sinemacılar bu konuya uzak.Zira bu konuda yapılan çalışmalar ismi duyulmadık, popüler olmayan çalışmalar.

Bu konuda araştırmalar yapan öğretim üyesi Necati Demir e birkaç soru yazmıştım, bana gönderdiği cevap aynen şöyle.

*****

Merhaba,

İlgiç geldi bana. Kimse bizim destanımızla, mitolojimizle, masallarımızla ilgilenmez.

Zira dnyann en büyük arşivini kurdum diye süreki azarım sağda solda. Daha biri çıkıp da bu arşiv nerede diye sormadı.

Ben bu işleri bir şey beklediğimden değil, sonsuz bir zevk aldığımdan yapaim.

Sizin için elimden gelen bir şey olursa memünyetle yaparım.

Bu işlerle uğrsan başka kims de bilmiyorum. millet hep biribirinden uçurup yazıyor. Kim kıden alır bilmem. ama şunu biliyorum. Benim dışımda hiç kişe gidip bir nineden bir ninni derlemiyor, bir çocuktan çocuk oyunu drelemiyor. Onu biliyorum.

Selam ve dua ile….

*****

Burada herhangi bir alanda bir uzmana ulaşmak hem zor hem pahalı. Ama Türkiye tam bir kıymeti bilinmemiş kolay ulaşılabilen değerli insanlar cenneti.Bizdeki hikaye anlatım şeklini keşfetmeye çalışırken ulaştığım Saim Sakaoğlu aynen şöyle bir cevap yazdı.

****

Kardeşim,

Yaş, bir hafta sonra 75 diyecek. Hâlâ zevkle çalışıyorum. Ve o kadar yoğunum ki… Mutlaka benim yapmam gereken bazı işleri bile kabul edecek durumda değilim. Gelen iletilere bakmak bile zamanımı alıyor. Bir de cevap verme aşaması var. Neyse, 75’ine gelince ne demek istediğimi daha iyi anlarsın. Bilgisayar kullanmaya dört ay önce başladığımı söylersem gerisi size kalacak.

Karaca Oğlan, ‘Çirkin ile bal yenmez / Güzel ile  taş taşı’ diyordu. Biz de Ferhat gibi olmasa bile efsanedeki âdem gibi bir yerlere taş taşımaya çalışıyoruz. Türkiye’ye gelince görüşelim. Benim ve adresimi aldığınız Prof. Alptekin’in Mahir’den derlediğimiz yuvarlak kasetlerimiz var, yararlanabilirsin. Zaten biz onlardan iki de kitap hazırladık. Çalışma alanını sevdikten sonra yardım edecek kimseler mutlaka çıkacaktır. Belki aralarında çürük elmalar da olabilir, olacaktır da. Normaldir, insanın tabiatında vardır.

Günümüzde gençler hep unvan peşinde koşuyor, ‘Acaba 30 yaşımda prof. olabilir miyim?’ derdindeler. Bilgin olmak, araştırıcı olmak… Olsa da olur, olmasa da. Çalışmalarımla ilgili olarak dile getirdiğiniz güzel duygularına teşekkür ederim.

Günümüzde Erzurum-Kars hattında gelenek canlı bir şekilde yaşıyor. Oralara gidip araştırma yapmak isterseniz yardımcı olacak öğrencilerimi tavsiye ederim.

Sevgil ve  başarı dileklerimle.

SAİM  SAKAOĞLU

***

Bu email de bahsi geçen kitap

***

Bir meddah hikayesinden ya da eski bir efsaneden hemen bir film yapılabileceğini düşünecek kadar çığ değilim.Zaten öyle olsaydı hemen birşeyler yazıp çizip ordan oraya sürüklenmem gerekirdi.Ama gerçek bir başyapıtın uzun yorucu emeklerden sonra ortaya çıktığını iyi biliyorum.

Bir derviş kameranın arkasına geçse ne çekerdi aceba diye düşünmekten beynim çatlıyordu.En azından teorik olarak ulaştım.

***

Sadık beyin kendisine de ulaştım.Hikaye anlatımının bizcesini daha fazla nasıl geliştirebilirim diye.Ondan gelen cevap:

 

***

Aziz kardeşim, badesselam. hikaye dağarını zenginleştirmek ve irfanı gelenekle temas kurmak için en rafine hikaye mecmualarını ve kitaplarını okumak gerekiyor. kuran kıssalarından başlamak üzere, kelile dimne, bostan gülistan gibi mesel kitaplarını, bilhassa amak-ı hayal’den itibaren de modern hikaye geleneğimizin en seçkin eserlerini dikkatle okumak…okumaktan başka çare yok. sözlük ve deyim vs derleme kitaplarının da faydası olacaktır. ama esas olan en seçkin hikaye kitaplarını okumak. başka yolu da yok. ya da bendeniz bilmiyorum. tekrar selam ve muhabbetlerimle aziz kardeşim.

Sadık Yalsizucanlar

****

Her sinema projesinden önce,En başta neyi nasıl bir ekosistemde anlatmak istiyorum bunu netleştirmek gerekiyor.Mesela bizim kitaplarımızda çokça geçen esir maddesi başlıbaşına bir konudur.Ya da kader risalesinde geçmişteki atalarımın tecrübesinin bir kısmı benim beynimde kayıtlıymış şeklinde tercüme edilebilecek beyni gıcıklayıcı bir ifade var.Bunlar gibi vs….Daha sonra ben bu ortamı hangi hikaye yapısı içinde anlatmak istiyorum? işte burada elimdeki kadim hikayeleri fazla biriktirmiş olmam gerekiyor çünkü eldeki konuyu en iyi hangisine yerleştirebilirim sorusuna en iyi cevabı vermeliyim.Risalelerde geçen 11 gezegen teorisi ile Manas destanının birleşemeyeceğini kimse idda edemez.

Mustafa Armağan anlatıyor;

Atıf Yılmaz‘a soruyorlar Neden sinemamız dünyaya açılamıyor diye’ O’da cevap veriyor ’80 yıllık alfabe ile bu kadar’

İşte sIKINTI gelenekten her alanda kopmuş olmamız.Ağacın havadaki köklerini tekrar toprakla birleştirebilirsem sinema alanında, ortaya çok orjinal işler çıkacaktır.Daha sonrada karakter meselesine geliyor sıra, bu ekosistemde bu hikayeyi yaşayacak kahramanlar kimler.Bütün iyi işler farklı alanların yeni bir kombinasyonunun kurulması ile ortaya çıkıyor.

Mesela James Cameron mühendislik mezunu ve iyi bir dalgıç.Şu altı dünyası ve yeni kamera sistemlerini bu yüzden çok iyi kullanabiliyor.

Ya da Cüneyt Arkın 1.5 yıl medrano sirkinde çalışırp buradakileri sinemaya taşıyor.İşte başarılı bir sinema mitoloji gibi psikolojininde iyi billinmesiyle başarılabilecek birşey.Ama biz mitolojinin ne işe yaradığını bilmediğimiz gibi psikolojiden de anlamıyoruz.Mesela bizde neden kabadayı teması çok tutar.Çünkü ezik bir milletizdir, hakkımız yenmiştir sürekli.Ve masaya yumruğu vuramamışızdır bir türlü.Ve bizim yerimize intikamımızı, hayallerimizi yansıttımız sinemada kabadayılar alır.

4 saat süren danslı hint filmleri size saçma gelebilir ama birşey sürekli üretiliyorsa talep var demektir.Henüz daha değişmeye başlamamış eğitim sistemimizin tek tip öğrenci profili karşısında gençlerde oluşan tepkiyi, ortaokul yada lisede okuyan ve herbiri farklı yeteneklere sahip ve bu yeteneklerini keşfeden çocuklar üzerinden anlatan bir film veya dizi tutacaktır.üstelik arkadaşlık gibi modernliğin zayıflattığı bir şeyi insanlar ekranda görmek isteyecektir.Halbuki gerçekte olan birşeyin hayali kurulmaz.Ütopya, distopyalarda ortaya çıkan birşey,.

****

Star Wars serisi ile 5 milyar dolar servet elde eden George Lucas diyor ki;

If you can tune into the fantasy life of an 11-year-old girl, you can make a fortune in thiş business.

****

Karakterle özdeşleşemezseniz anlatılan hikayeyi yaşayamazsınız.Bunu becerebilmek içinde psikoloji gerekiyor.Jung un anlattığı Arketip teorisinin bizdeki karşılığını bilmek, kişilik tiplerini ve aralarındaki ilişkiyi anlamak gerekiyor.

Ya da herkes çocukluk anlılarını ve o zaman izlediği filmleri daha iyi hatırlar ve anlatır.Çünkü psikoloji bize diyorki yaşlandıkça ömür çabuk geçer.Yani şu an tutan filmler şimdikinden 10 yıl önce anlatılan hikayelerin devamları.Transformers berbat bir senaryoya sahip olduğu halde 1 milyar dolardan fazla gişeyi bu yüzden yaptı.Zira çocukluğumuzdan anılar saklıyordu.Toy Story 3 1 milyar barajını geçti çünkü ilk filmi izleyenler bugün çocuk sahibi ve kendi yaşadıkları deneyimi çocuklarına da yaşatmak için sinemaya gittiler.Siz ister bunu şimdi ulaşmak istediğiniz kitleye göre hangi filmi yapacağınıza dair kullanın, ister bugünün çocuklarına şimdi bir hatıra bırakıp, strateji olarak 10 yıl boyunca devap ettirin.bu bilgiyi bildikten soran gerisi kolay.Ve psikoloji, mitoloji ve sosyoloji çok fazla şey vaadediyor.

Risale i Nur hiçbir zaman benim karşıma geçip bana şunu yapmalısın bunu yapmalısın diye vaaz etmiyor.Aksine Bediüzzaman benim koluma giriyor, kendiside benim yasağım sIKINTILARI yaşadığını açık yüreklilikle benimle paylaşıyor.Şöyle karanlık yaşadım, şöyle darlık yaşadım dedikten sonra nur-u ku’an ile gördümki diye anlatarak benide o darlıktan o aydınlığa çıkartııyor.Sinema da bunun nasıl yansıyabileceğini düşünebiliyormusunuz ! .

Örneğin şu film‘in insanları intihara sürüklettiği oluyormuş. Çünkü depresif ruh halini sinema çok iyi yansıtabiliyor.

Sokaklarda gördüğüm evsizlere mutsuzlara dışarıda galaksiler olduğu gibi insanın kendi iç dünyasında da alemler latifeler olduğunu, her insanın hiç çalışmadan bu hazinelere sahip olduğunu, karşımdaki insanın kıymetsiz olmadığını haykırmak istiyorum.

Depresif bir kahramanla bunaltıcı bir ortamdan hikaye ilerledikçe aydınlığa çıktığımız bir umut filmini düşünsenize…

storytechfuture@gmail.com

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir